Bunlar iktidar koltuğuna tırnaklarını geçiriyor!

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, AKP ve MHP’nin Meclis’e sunduğu Seçim ve Siyasi Partiler kanunlarında yapmak istediği değişikliklerin altında, “az oyla çok milletvekili çıkarma” hesabının yattığını belirtti. Düzenlemeyle ilgili sorularımızı şöyle yanıtladı:

Cumhur İttifakı, Seçim Yasası’nda değişiklikler öngören kanun teklifini TBMM Başkanlığı’na sundu. Nasıl karşılıyorsunuz?

Bu teklif bir çaresizlik teklifi. Keşke bu kanun teklifi, mevzuatı daha demokratikleştiren bir teklif olsaydı. Maalesef böyle bir şey yok.

Barajın yüzde 7’ye indirilmesi sizce olumlu bir öneri değil mi?

Bunu hem küçük partilerin önünü kesmek hem de oyları yüzde 6 seviyesine düşen MHP için yapıyorlar. Aslında, Kenan Evren’in getirdiği barajdan, bir darbe mevzuatından 20 yıl yararlanıp, barajı düşüre düşüre yüzde 7’ye düşürmek bir demokrasi ayıbıdır. Hiçbir demokratik ülkede yüzde 5’in üzerinde baraj yoktur. Kendileriyle çelişiyorlar. Ne dedi Feti Yıldız, “Seçim ittifakıyla zaten baraj sıfırlanmıştır. Bunun için yüzde 7 olmasının, yüzde 5 olmasının fazla önemi kalmamıştır.” Madem bir önemi kalmadı, o zaman daha da indirelim. O zaman sıfır yapalım, 1 yapalım.

Sizin olmasını istediğiniz baraj sınırı nedir?

Millet İttifakı olarak parlamenter demokratik rejime döndüğümüzde barajın yüzde 3’e düşürülmesini savunuyoruz.

Mecliste grubu bulunan partilerin seçime katılma olanağının kaldırılmasının, ileride HDP’yi kapatma davasıyla taktiksel bir ilişkisi olabilir mi?

Evet, bunu birlikte okumalıyız. Partilerin seçimden 6 ay önce en az 41 ilde örgütlenmeyi tamamlaması gerektiğinden, eğer seçime kısa süre kala kapatılırsa meclis gurubuyla seçime girebilme olanağını ellerinden alma hedefi söz konusu olabilir. Ama böyle bir durumda HDP’lilerin başka bir partiyle anlaşarak seçime katılabilmelerini engelleyemezler.

YOLCUDUR ABBAS

AKP – MHP İttifakı, 2018 yılında, milletvekili hesaplamasında ittifak oylarının ayrı ayrı hesaplanmasını sağlayan bir düzenleme yapmıştı. Şimdiki teklifte bunu kaldırdıkları görülüyor.

Bu da 4 yıl önceki tutumlarını inkardan başka bir şey değildir. 2018’de “Bizden başka kimse ittifak kuramaz, bu düzenleme bize yarar” düşüncesiyle getirdikleri düzenlemeyi, 2022’de “Millet İttifakı çok genişledi, çok güçlendi, daha da genişler, daha da güçlenirse ne olur” diye eski haline döndürmek istemektedirler. Teknik olarak ittifak ruhunu boşaltmayı ve gereksiz kılmayı amaçlamaktadırlar.

Bu kanun teklifine bakarsak, sizce iktidar nasıl bir haleti ruhiye içinde?

Her siyasi parti iktidardan gideceğini anlayınca seçim kanunlarıyla oynar. Kenan Evren’in getirdiği çifte barajlı sistemle  iktidar olan ANAP, 1987 seçimleri öncesinde çifte barajın üzerine kontenjan uygulaması da eklemişti. Ancak, 1991’de kendi yaptığı düzenlemelerden fayda sağlamamış, DYP – SHP koalisyonu kurulmuştur. Şimdi, “Oylarım düşüyor ama milletvekili sayım azalmasın” diye yapılan bu kanunla oynamanın da AK Parti – MHP bloğuna fayda sağlamayacağı açıktır. Bunlar gitmemek için koltuğa tırnaklarını geçiriyor. Vatandaş, eğer gitmezlerse tırnaklarını kendi boğazına batıracaklarını biliyor, o nedenle seçimde göndermek için motivasyonu artıyor. Bu motivasyon, Ekrem İmamoğlu’nun mazbatasına el konulmasından sonra seçmenin gösterdiği reaksiyondan farklı değil. Cumhur İttifakı bu teklifin altında kalacaktır. Millet İttifakı ilk seçimde iktidar olacaktır. Cumhuriyet Halk Partisi, seçimlerde birinci parti olacak ve bu siyasi mühendislik hesaplarını boşa çıkaracaktır. Vatandaşlar 81 ilde bu iktidardan kurtulmak için karar vermiştir. Yolcudur Abbas, bağlasan durmaz.

Özgür Özel, arkadaşımız Gökmen Ulu’nun sorularını yanıtladı.

Her doğan için demokratik ANAYASA YAPACAĞIZ!

■ Cumhurbaşkanı Erdoğan önceki gün kabine toplantısından sonra yaptığı açıklamada, “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne karşı çıkanlar bunca zamandır ortaya kayda değer bir alternatif koyamadılar. Tek söyledikleri her şeyi eskiye döndürecekleridir” iddiasında bulundu.

Bizim savunduğumuz şey eskiye dönmek değil. Bunu o da çok iyi biliyor, yanındaki herkes de çok iyi biliyor. Ne Kenan Evren’in 12 Eylül sonrası özellikle kendisi için yaptırdığı anayasa, ne de bir önceki Meclis döneminde 180 bin sayfalık görüşler alınarak oluşturulan anayasa değişikliği ön mutabakatını yok sayarak kendi istediği rejim değişikliğini dayatan Erdoğan’ın 16 Nisan’daki anayasası… Biz 12 Eylül’ü de 16 Nisan’ı da olumsuz değerlendiriyoruz. 16 Nisan öncesi, AKP elindeki yozlaştırılmış parlamenter demokratik sistemi de yeterli bulmuyoruz.

■ Siz ne yapacaksınız?
Egemenliğin yeniden saraydan alınıp, kayıtsız şartsız millete verileceği sisteme geçeceğiz. Tek adam rejimine son vereceğiz. Kişisel hak ve özgürlükleri, düşünceyi açıklama özgürlüğü ve evrensel insan haklarına ilişkin yazılı ve yazılı olmayan refleks ve yaptırımların gözden geçirildiği gerçek bir demokrasinin oluşmasını sağlayacağız.

MUTABAKATA İHTİYAÇ VAR

Halk tarafından yönetenlerin seçildiği ama parlamenter sistemin olanaklarının geliştirilerek parlamentonun yürütme organı üzerinde etkin denetim yapabildiği gerçek bir parlamenter demokratik sistemden bahsediyoruz. Bu sistem inşa edilirken dünyadaki başarılı örneklerinden de yararlanılmalı. Bunun için gerçek bir toplumsal mutabakata ihtiyaç var. Toplumun bütün kesimleriyle birlikte aşkın zamanlı anayasa yapacağız. Erdoğan için değil her doğan için yapacağımız anayasayla bugün yaşayan ve gelecekte yaşayacak herkesin ihtiyaçlarını görecek demokratik bir anayasayı inşa edeceğiz.

AKP 2002’de Meclis’te grubu olduğu için seçime girdi

Özgür Özel, bugün Meclis’te grubu olan partilerin seçime girmesini engellemek isteyen AKP’nin bu düzenlemeden geçmişte nasıl yararlandığını da şöyle anlattı: “Bu, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin kendi kendini inkarıdır. Takvimleri 2002’ye döndürelim. Bahçeli aniden 3 Kasım 2002’de erken seçim çağrısı yapmış, parlamento da hızlıca o gün erken seçim kararı almıştır. Adalet ve Kalkınma Partisi 41 ilde örgütlenmesini sağlamamış ama parlamentoda grubu bulunduğu için seçime girebilmiştir. 3 Kasım 2002 seçimlerinde tek başına iktidar olmuştur. Kanunun kendisine sağladığı bir yetkiyle seçime girip kazanan bir siyasi partinin, 20 yıl sonra kendini iktidara taşıyan düzenlemeyi inkarı büyük bir problemdir. Bu, AKP’nin nereden nereye savrulduğunu göstermektedir.”