İşte menopozun ilk belirtisi!

Menopoz kaçınılmaz olarak her kadının kapısını birgün çalacak. Yaşamın bu evresini bilinçlenerek karşılamak, artı ve eksi yönleriyle tedavi seçeneklerini değerlendirmek ve uygulamak, bunun doğal bir süreç olduğunu bilmek ise bu sürecin çok daha rahat geçirilmesini sağlar.

Kadın Hastalıkları ve Doğum Bölümünden Dr. Ebru Alper, “Her yıl tüm dünyada 45-55 yaşlar arasındaki milyonlarca kadın menopoza girerek hayatlarının farklı bir evresiyle yüzleşiyor. Menopoz dönemi yumurtalık fizyolojik fonksiyonlarının, yani yumurta üretiminin son evresidir ve yumurta sayısıyla gonadal steroid hormonlarının azalması ve üreme fonksiyonunun sona erdiği bir dönemi yansıtır. Ortalama menopoz yaşı 51’dir. Bu dönemde kadının vücudunda hem fizyolojik hem de psikolojik değişiklikler ortaya çıkar. Menopoz döneminden sonra gebe kalmak mümkün değildir. Son adet kanamasından 12 ay geçmesinden sonra kadının menopozal evreyi tamamladığı ve postmenopozal sürece girdiği söylenebilir. Son adet kanamasından önceki dönem perimenopozal evre olarak adlandırılır. Henüz perimenopozal geçiş dönemindeki kadınların neredeyse 4’te 3’ünde sıcak basması, terleme ve gece terlemesi görülür. Ateş basması genellikle gece uyku kalitesini de etkiler. Duygudurum değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, yakın hafızada zayıflama, ortaya çıkan diğer semptomlardandır.

Tedavi edilmeyen bu semptomların uzun dönemdeki etkileri sağlık giderlerinin ve üretkenliğin azalmasıdır. Bu yakınmaları azaltmak için aslında pek çok hormonal ve nonhormonal tedavi varken, kadınların sadece küçük bir bölümü tedavisini arar ya da tedaviye ulaşabilir. Oysa ki menopozal yakınmaların, özellikle de ateş basmalarının tedavisi yaşam kalitesini artırmak için önemli bir adımdır. Pek çok kadının kader diye gördüğü bu durum aslında hormonal ya da nonhormonal metotlarla tedavi edilebilir” dedi.

Menopozun birdenbire olmadığını söyleyen Dr. Ebru Alper, “Adet döngüsündeki değişiklikler premenopozal dönem olarak da adlandırılan süreçte, son adet kanamasından 5-8 yıl önce görülür. İlk belirtiler adet aralarının kısalması, adetlerin birbirine yaklaşmasıdır. Bununla birlikte, adetlerin düzensizleşmesi, ara kanamaların olması, kanama miktarında azalma ya da artma gibi değişiklikler sıklıkla görülür. Bütün bu semptomları dikkate alıp doktor kontrolüne gitmek önemlidir. Böylece hem döngüler kontrol altına alınır hem de yaklaşan menopoz sonrası döneme bilinçli bir giriş yapılır.

Postmenopozal sürecin yaşam kalitesi ve sağlık giderleri üzerine en önemli etkisi, genitoüriner sendrom ve osteoporoz alanındadır. Menopozun genitoüriner sendromu östrojen azalmasına bağlı olarak alt ürogenital sistemde ortaya çıkan değişiklikleri anlatır; vulvavaginal atrofi, vajinal kuruluk, kısalma, daralma, ağrılı cinsel ilişki, rahim sarkması ve idrarla ilgili yakınmalara sıklıkla rastlanır. Embriyolojik olarak alt üriner sistem ve vajina aynı kökenden geldikleri için, östrojen eksikliğinin etkileri üretranın alt 1/3’ ünde de ortaya çıkar. Bu durum sık tekrarlayan idrar yolu enfeksiyonlarına yol açar. Östrojen tedavisi genitoüriner sendrom semptomlarının azalmasını sağlar” diye konuştu.

Dr. Alper sözlerini şöyle sürdürdü: “Osteoporoz yani kemik erimesi, menopozun diğer önemli uzun dönem sonuçlarından biridir. Erken dönemde bilinçlenip, spor, kalsiyum, D vitamini, hormonal tedavilerle önlem almak, ileride oluşabilecek kemik kırıklarını önleyebilir. Yapılacak kemik yoğunluğu ölçümüyle bu konuda objektif değerlendirmeler yapmak mümkündür.”

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir