Türkiye’de görülen sıcak hava dalgaları 9 kat arttı, süresi uzadı

EGE Üniversitesi (EÜ) Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü Öğretim Üyesi İklim Bilimi Uzmanı Prof. Dr. Ecmel Erlat,  “1950 yılından bu yana Türkiye 1.46 santigrat ısındı. Dünya ortalamasının 3 katı ısınan bir bölgede yer alıyoruz. 1950’li yıllarda mayıs ve eylül ayları arasında yılda bir kez sıcak hava dalgası olurken, bu değer 9 kat artış gösterdi. Çok daha sık sıcak hava dalgasına maruz kalıyoruz. Sıcak hava dalgasının süresi uzadı. Eskiye göre sıcak hava dalgalarının süresinde 7 kat artış söz konusu” dedi.

Dünya genelinde küresel ısınmanın etkileri her geçen gün daha fazla hissediliyor. Akdeniz Havzası’nda yer alan Türkiye ise bu etkileri en fazla etkilenen ülkeler arasında yer alıyor. Geçen  hafta dünya genelinde sıcaklık ortalaması üst üste 4 gün boyunca rekor kırarken, Türkiye de 7 gün sürmesi beklenen sıcak hava dalgası içine girdi.

EÜ Edebiyat Fakültesi Coğrafya Bölümü öğretim üyesi İklim Bilimi Uzmanı Prof. Dr. Ecmel Erlat, dünyada kırılan sıcaklık rekorlarını, küresel ısınmanın Türkiye’ye etkilerini ve ülkemizde görülen sıcak hava dalgalarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 2016 yılı Ağustos ayında 16.92 santigrat ile kırılan rekorun yenilendiğini belirten Prof. Dr.  Erlat, “3-4 Temmuz tarihlerinde insanlık tarihinde bazı paleoklimatik verilere göre son yüz bin yıldaki en yüksek sıcaklık değerlerine ulaştık. Son ölçülen küresel ortalama değerler bunun 17.18 santigratta ulaştığını gösteriyor. Bunun ana nedeni biziz, insan kökenli iklim değişikliği. Sanayi devriminden bu yana atmosfere bıraktığımız fosil yakıtlar, dünyanın sera etkisini güçlendiriyor. Bunun gözle görülür ve hissettiğimiz tarafı da sıcaklıklarda görüyoruz. Tüm dünyada ortalama sıcaklıklar artıyor. En fazla ısınan bölge kutup bölgesi başta geliyor. Türkiye’nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası da dünyada hızla ısınan bölgelerden biri. 1950 yılından bu yana Türkiye 1.46 santigrat ısındı. Paris İklim Anlaşması’ndaki sınır eşik değeri olan 1.5 santigrat değere 1950 yılından bu yana ulaşmış vaziyette. Dünyada en hızlı ısınan alanlardan biriyiz. Dünya ortalamasının 3 katı ısınan bir bölgede yer alıyoruz” dedi.’DÜNYA 1.5 SANTİGRAT ISINDIĞINDA DÜNYADAKİ BİTKİLERİN YÜZDE 4’Ü YOK OLACAK’Prof. Dr. Erlat, 2030’lara gelindiğinde 1.5 santigrat sıcaklık eşiğinin aşılacağını dikkat çekip, şöyle konuştu: “Bunu izleyen yıllarda sıcaklıklar 1.5 santigradın üzerinde olmaya devam ederse, tüm ekosistem üzerinde çok ciddi kalıcı etkiler bırakacağı anlamına geliyor. Gerekli önlemler alınmazsa, iklim modelleri diyor ki 2052 yılında 2 santigrat sıcaklık eşiğini aşacağız. Dünya 1.5 santigrat ısındığında küresel deniz seviyeleri 50 santim yükselecek, dünyadaki bitkilerin yüzde 4’ü geri gelmemek üzere yok olacak. Türler yok olacak, deniz seviyesinde artış hızlanacak, buzul kayıplarımız artacak, kuraklıklar şiddetlenecek, seller, taşkınlar ve sıcak hava dalgaları gibi tüm ekstrem olaylarda artış meydana gelecek. Ortalama değerler kaydığında uç değerler de kayıyor. Ortalama yükselirse, tayfunlar, kuraklıklar seller bunların sıklığı şiddeti, alansal dağılımı, zamanlaması değişiyor. Sıcak hava dalgası temmuz, ağustosta olması gerekirken artık mayıs ayında da görmeye başladık.”‘9 KAT ARTIŞ’Türkiye’nin 2023 yılı sıcak hava dalgasını yaşamaya başladığını aktaran Prof. Dr. Erlat, meteorolojik verilere göre 1950’lilere göre sıcak hava dalgalarının daha sık oluşmaya başladığını belirtip, “Elimizdeki veriler, 1950’li yıllarda mayıs ve eylül ayları arasında yılda 1 kez sıcak hava dalgası olurken, son yaptığımız çalışma ortaya koydu ki bu değer 9 kat artış gösterdi. Çok daha sık sıcak hava dalgasına maruz kalıyoruz. Sıcak hava dalgasının süresi de uzadı. Bu hafta yaşayacağımız sıcak hava süreci yaklaşık 7 gün devam edecek. Ölçülen sıcaklıklarda çok büyük bir anormallik yok fakat daha sık ve daha uzun sıcak hava dalgalarını yaşıyoruz. Örnek verirsek, 2020 yılının mayıs ayında Ödemiş, Nazilli, Dalaman istasyonlarda 15 Mayıs’ta ölçülen hava sıcaklığı 43 dereceye ulaştı. O yıl zeytin, narenciye, portakal üretiminde düşüş ortaya çıktı” diye konuştu.İZMİR’İN TROPİK GECE SAYISI 100 GÜNÜN ÜZERİNDEBetonarme, asfalt gibi yüzeylerin ısıyı çok daha fazla hapsettiği için kentlerin kırsal bölgelere göre iklim değişikliğinden daha fazla etkilendiğini aktaran Prof. Dr. Erlat, İzmir özelinde değerlendirmelerini şöyle anlattı: “Kentler kırsal bölgelere göre 6-7 santigrat daha sıcaklıklara sahip. İzmir’de sıcak hava dalgalarına baktığımızda, 1950’li yıllarda mayıs, eylül aylarında en fazla bir veya iki kez sıcak hava dalgası yaşanırken bu rakam 2010 yılından itibaren yılda en az dört, beş sıcak hava dalgasına ulaşmış vaziyette. Kentlerdeki yeşil alanların azlığı sağlık koşullarını tehdit ediyor. Rekor sıcaklıkların yanında sıcak hava dalgasının süresinin uzaması insan sağlığını tehdit oluşturuyor. Meteorolojide tropik gece kavramı vardır. Gece en düşük sıcaklıklar 20 santigratı geçtiğinde tropik gece olarak tanımlanır. İzmir için yapılan çalışmalar gösteriyor ki 1950’li yıllarda gece sıcaklıklarının 20 santigratı geçtiği gün sayısı en fazla 70 güne ulaşırken şu anda 100 günün üzerinde. Gündüzleri de sıcaklıkların 30 santigratları geçtiği gün sayıları 70’lerden 100’e çıktığını görüyoruz. İzmir yılın en az 3,5 ayında gündüz sıcaklıkları 30 santigratın üzerinde seyrediyor.” .’TÜRKİYE’DE SEL FELAKETİNDEN EN FAZLA ETKİLENEN İKİNCİ İL İZMİR’İzmir’in iklim değişikliğindeki en önemli sorunlarından bir tanesinin sel ve taşkınlar olduğunu anlatan Prof. Dr.  Erlat, şöyle devam etti: “Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2010 ile 2021 yılları arasının kapsayan çalışmasında, Türkiye’de en fazla sel felaketinde etkilenen 2’nci il, İzmir oldu. Bu dönemde İzmir’de 95 tane sel felaketi yaşanmış. Dere yatakların doğal akışının bozulması, dere yataklarının beton bir yatak içine alınması, akarsu akışlarının, dere yatakları akış düzenini bozuyor ve bu da sel taşkına neden oluyor. Kentler beton ve asfaltla kaplı olduğu için yağan yağmur yüzeysel akışa geçiyor. Sıcaklıklar arttıkça buharlaşma şiddetleniyor. Atmosferde çok fazla nem var. Hem nem hem sıcaklık atmosferdeki olayları şiddetlendiriyor. O nedenle eskiye gök gürültülü sağanak yağışları özellikle bahar aylarında daha fazla oluyor. Dolu yağışı, şimşekli, yıldırımlı yağışları daha fazla görüyoruz. İzmir’de gözle görünür değişimlerden biri deniz kabarmaları. Kış mevsiminde basınç düştüğünde deniz seviyesi kabarır. İzmir’in alçak bölgeleri, Bostanlı, Mavişehir, Karşıyaka, Konak gibi yerler sular altında kalıyor. 20 yılda bir olan deniz kabarmaları neredeyse 4 veya 5 yılda tekrarlanır oldu. İzmir’de artık yılda 2 defa ‘su hortumları’ veya ‘tornado’ adını verdiğimiz hortumlar oluşmaya başladı. Küresel ısınma dediğimiz sadece ortalama sıcaklıklardaki artış olarak algılamamalıyız. İklim değişikliği aşırı hava ve iklim olayları olarak görüyoruz. Aşırı hava olayları can kayıpların yanında milyon dolarlara bulabilecek hasarlara neden olabilir.”

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

xxx