Sahipsiz arazileri toplayarak kendi krallığını ilan eden Jonas Lauwiner, İsviçre’nin hukuk sistemindeki boşluklardan yararlanarak dikkat çekici bir operasyon gerçekleştirdi. Lauwiner, uzun süren tapu sicil incelemeleri sonucunda, ormanlık alanlar, eski yollar ve miras anlaşmazlıkları nedeniyle sahipsiz kalan arazileri tespit etti. Toplamda 117 bin metrekare büyüklüğündeki bu alanları herhangi bir bedel ödemeden kendi adına kaydettirdi.
Kendisine ait olan bu araziler arasında, yerleşim alanlarında günlük hayatın bir parçası olan 80’den fazla yol bulunuyor. Lauwiner, bu yolları kullanmak isteyen yerel halktan “bakım katkı payı” adı altında ücret talep etmeye başladı. Ayrıca, çevredeki arazilerde inşaat yapmak isteyenlerden geçiş hakkı karşılığında ödeme talep etmesi, bölge halkı ve yerel yönetimler arasında büyük bir gerilime yol açtı.
Kendini “kral” ilan eden Lauwiner, Burgdorf kentindeki bir binayı “saray” olarak adlandırarak dikkatleri üzerine çekti. Ancak bazı hukukçular, Lauwiner hakkında “kötüye kullanım” suçlamasıyla dava açtı. Mahkemenin bu davayı reddetmesi, İsviçre hukuk sistemine yönelik eleştirileri artırdı. Bu gelişmelerin ardından, Bern gibi bazı kantonlar, sahipsiz arazilerin belediyelere devredilmesini amaçlayan yasal düzenlemeler üzerinde çalışmaya başladı.
Eleştirilerin hedefi olan Lauwiner, süreçte herhangi bir şiddet veya zor kullanmadığını belirterek, tüm arazi toplama işlemlerini dijital tapu kayıtlarını tarayarak gerçekleştirdiğini savundu. Yaptığı işlemi “dijital arazi operasyonu” olarak tanımlayan Lauwiner, kamu düzenine tehdit oluşturmadığını öne sürdü. Yetkililer ise benzer durumların tekrar yaşanmaması için acil önlemler almayı planlıyor.